Bozcaada Aktiviteleri

Her yıl düzenlenen kültür yaşam aktiviteleri etiket: Bozcaada Aktiviteleri

Bozcaada'nın Aktivite Festival Programı

Bozcaada yaşamında kültür, sanat ve festival çok önemlidir.

New Balance Bozcaada Yarı Maratonu ve 10K Koşusu Mayısın ikinci haftası

Tiyatro Festivali Mayısın Son haftası

Uçurtma Şenliği Haziranın ikinci haftasonu

Ayazma Panayırı(Aya Paraskevi) her yıl 26 Temmuz

Kültür Sanat Bağbozumu Festivali Eylülün ilk haftası

Uluslararası Yerel Tatlar Festivali Eylülün ikinci haftası

Bifed Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali Ekimin son haftası

Bozcaada İklimi

Bozcaada ve çevresinin iklim özellikleri etiket: Bozcaada iklimi

Bozcaada'nın daha cok kendine özgü bir iklimi vardır. Aslında Ada Akdeniz iklimi etkisindedir. Yazları sıcak ve kurak , kışları ılık ve yağışlıdır. Çanakkale Boğazı’nın tam çıkışında bulunması nedeniyle,kışın çok fazla esen rüzgar yazın bunaltıcı sıcaklarında serinletici bir hava yaratarak bizi serinletiyor. İç kısımlarda ormanlık alanlar vardır. Adada güneş ve denizin tadını çıkarabileceğiniz gibi mis gibi kokan çam ağaçlarının altında güzel bir piknikte yapabilirsiniz..Bir yandan deniz manzarası bir yandan adanın bitki örtüsünde en önemli alanı oluşturan bağların oluşturduğu yeşil denizinin etkileyeceği güzelliği sizlere unutulmaz ada hatırası bırakacaktır. Adada Akdeniz ikliminin özelliği olan doğal bitki örtüsü makiler ve ufak çalılarda bulunmaktadır. Yapılan bir araştırmaya göre Ada’da 65 familyaya ait 437 tür bitkinin olduğu tespit edilmiştir. Aylara göre ortalama nem oranı % 70 ‘in altına düşmez. Bu nedenle günlük hayatta sıcaklıklarda ani düşüşler yaşanmaz.

Bozcaada Tarihi

Geçmişten günümüze Bozcaada tarihi etiket: bozcaada tarihi

Bozcaada'ya tarihin ilk dönemlerinde Lefkofris denilirmiş. Bu adın nereden geldiği hakkında çok fazla bilgimiz yoktur. Daha sonra adaya Tenedos denilmiştir. Bu ad mitolojiden gelmektedir. Roma döneminden sonra ise adaya Tenedos denilmiştir. Bu adın kökeni yunan mitolojisinden gelmektedir. Adanın bu adı almasıyla ilgili bir hikaye söylenmektedir. Bozcaada adının kökeni: Adaya ne zamandan itibaren Bozcaada denilmeye başlandığı bilinmemektedir. Ama adaya ilk defa bu adın Türk denizciler tarafından söylendiği sanılmaktadır. Türklere kadar Bozcaada' nın tarihi: Bozcaada'ya ilk yerleşenlerin olduğu sanılmaktadır. Bunların Aka' ların bir kolu olduğu tahmin edilmektedir. Aka' lar M.Ö.2000 yıllarında Asya' dan göç etmişlerdir. Kuzey İtalya ve Yunanistan civarına yerleşmişlerdir. Daha sonra bu bölgelere yeni göçler olmuştur. Aka' larda bölgeden daha farklı yerlere dağılmışlardır işte bunların bir bölümü de Bozcaada' ya yerleşmiştir. Aka' lar yada Pelazziler savaşçı olmalarının yanında tüccar bir toplumdu. Ayrıca gemicilikte ileri gitmişlerdir. Bu sayede adada ticaret yapmaya başlamışlardır. Bu dönemde tarihte İlyada destanında yer alan Truva savaşı meydana gelmiştir. Bu savaşın Aka' ların Truva' ya saldırmasıyla başladığı söylenmektedir. Bu savaşta Aka' lılar tahta at hilesine başvurmuşlardır. Ve kendi donanmalarını Bozcaada' nın güneyinde saklamışlardır. Yaptıkları hile ve sonrasındaki başarılı hücumla savaşı kazanmışlardır. Daha sonra bölgeye göçler devam etmiş ve tüm bölgede olduğu gibi adada karanlık çağ başlamıştır. Bu dönemden sonra Fenikelilerin adaya koloni kurdukları ve bu yolla ticaret yaptıkları bilinmektedir. Bundan sonra adaya M.Ö. 750-550 yıllarında Yunanlılar ve Atinalılar hakim olmuşlardır. Bu dönem hakkındaki bilgilerimiz çok azdır. Atina-Pers savaşlarından sonra ada Pers istilasına uğramıştır. Persler adada büyük bir kıyım yapmışlardır. Tüm halkı kılıçtan geçirmişlerdir. Perslerin bu tavırları sonucu bölgede M.Ö.477' de 300 şehir toplanıp Attika-Delos deniz birliğini kurmuştur. Bozcaada da bu ittifaka katılmıştır. Amacı Pers saldırılarından korunmak ve onları durdurmaktı. Buna karşın Perslerle M.Ö. 386 da imzalanan Kral barışı ile ada Perslere bırakılmıştır. M.Ö. 334 yılında İskender' in doğu seferi başlamıştır. Bu sırada adada İskender' in eline geçmiştir. İskender ölünce ülkesi de onun generalleri arasında paylaşılmıştır. Bu paylaşım sonucunda ada General Lizimahos' a kalmıştır. Bundan sonra bölge yavaş yavaş Roma hakimiyetine girmeye başlamıştır. Bozcaada Roma zamanında çok parlak bir devir yaşamıştır. Bölgenin en önemli liman şehirlerinden biri olmuştur. Kavimler göçü ile adadaki istikrarda bozulmuştur. Bir süre bağımsız kalan ada daha sonra Doğu Roma yani Bizans idaresine girmiştir. Bizans döneminde adaya büyük bir ambar yapılmış ve Bizans' a gelen tüm buğday adada saklanmıştır. Ada bir ambar olarak kullanılmıştır. Bozcaada Bizans idaresinde M.S. 670 yılına kadar sakin bir dönem yaşamıştır. 670 yılından sonra bölgeye Emevi akınları başlamıştır. 672 yılında Emevi güçleri İzmir' i işgal etmişlerdir. Bundan sonra Emeviler İstanbul' u kuşatmıştır. Bu kuşatma sırasında adada saldırıya maruz kalmıştır. Kuşatma 678 yılına kadar sürmüştür. Daha sonra Muaviye Bizans' la anlaşma yapmıştır. Ancak İstanbul 717 yılında Emeviler tarafından yeniden kuşatılmıştır. Bu kuşatmada 718 yılında sona ermiştir. Bundan sonra haçlı seferleri başlamıştır. 1203 yılındaki haçlı seferinde Latinler İstanbul' u ele geçirmişlerdir. Bu saldırı sonucu 24 Haziran 1203 yılında Bozcaada da Latinlerin hakimiyetine girmiştir. Ada da Latinler hakimiyeti Venedikler ile ortak yürütmüştür. Bizans adayı 1214' te resmen Latinlere bırakmıştır. 1258 Bizans-Cenova ittifakı sonucunda ada bu kez de Cenovalıların hakimiyetine girmiştir. Bundan sonra Cenova ada da bir koloni kurmuştur. Bundan sonra uzun bir süre ada da hakimiyet için Bizans-Venedik-Cenova arasında mücadele meydana gelmiştir. Her üç devlette zaman zaman adaya hakim olmuştur. 14 Ağustos 1382 de adada Venedikliler tarafından kuşatıldı. Bozcaada halkı 18 Nisan 1383 yılında teslim olmuştur. Halkın bir kısmı bölgeden sürülmüştür. Bu dönemde ada ile Türklerde ilgilenmeye başlamışlardı. Türklerin Bozcaada ile ilgilenmeye başlamaları ve adada Türk hakimiyeti Türklerin ada ile ilk temasları XIV. yüzyıl başlarında olmuştur. Meşhur denici Aydınoğlu Umur Bey İzmir'i Fethettikten sonra 1328 veya 1329 yılında sekiz gemi ile Bizans'a tabi olan Bozcaada'ya gelip burasını yağma etti. Bu olaydan XV. yüzyıla kadar Türklerin ada ile temasları olmamıştır. XIV. yüzyılın ikinci yarısında Boğazı her iki sahiline Osmanlı Türkleri yerleşince Tenedos (Bozcaada) ayrı bir önem kazandı. Ada Bizans elinde olmasına rağmen Venedik ve Ceneviz gibi denizci devletler kendi ticaretlerinin ehemmiyeti için Bozcaada'yı ellerine geçirmek hususunda rekabet halinde idiler. Venedik Devleti Bizans İmparatoru ile aralarında cereyan eden uzun müzakerelerden sonra, onun rızası ile Bozcaada'yı işgal etme müsaadesini aldı (1377) ; fakat bu, iki denizci devlet arasında savaşa sebep oldu; bu savaş her iki denizci devletin doğudaki ticaret menfaatini büyük ölçüde zarara uğrattı. Savaş 1381' de Savua (Savoy) dükalığının başkenti Turin (Torino) de yapılan anlaşma ile sona erdi; buna göre, adadaki kalenin surları yıktırıldığı gibi ada Venedik tarafından tahliye edildi; Venedikliler Bozcaada ahalisini Girit'teki Kandiye şehri dışında teşkil ettikleri bir mahalleye naklettiler.Bozcaada bundan sonra uzun sayılacak bir müddet boş ada olarak kaldı.Venediklilerin Osmanlıların denizde gittikçe kuvvetlenmeleri sebebinin, Bozcaada'nın onları kontrolden uzak bir şekle sokulmuş olmasından ileri geldiğini sürerek, Cenevizlileri ikna edip, adada tekrar üslenme teşebbüsleri başarısızlıkla sona erdi. 1403 yılında Timur'un yanına gitmekte olan meşhur İspanyol seyyahı Clavio adanın metruk olduğunu, adada harap bir kale olduğundan bahsetmektedir. 1435-1439 yılları arasında seyahat etmiş olan İspanyol Pero Tafur da adanın boş ve ihmal edilmiş olduğunu teyit etmektedir. Bozcaada ile Osmanlı Türklerinin yakından ilgilenmeleri Fatih Sultan Mehmet devrinde olmuştur. Onun devrinde daha faal olan Osmanlı donanması Akdeniz'e sefere çıkarken adaya uğrayarak adadan ikmal yapmakta idiler. Bu bakımdan ada fiilî bir durumda olmamakla beraber Osmanlı idaresi altına Fatih Sultan Mehmet devrinde girmiştir. Adanın Osmanlı idaresine geçişi hakkında çağdaş Osmanlı tarileri - Âşık Paşazade, Dursun Bey, Neşrî, Oruç b. Âdil - bilgi verememektedir.Dukas 1455 yıllarına ait olaylardan bahsederken Limni, İmroz ve diğer adaların Osmanlı hakimiyetinde olduğunu kaydetmektedir ki Bozcaada'nın da Osmanlı hakimiyetinde olduğu istihraç edilmektedir. Ancak, Venedik ile süren uzun savaş devresinde (1463-1479)Bozcaada ve civar adalar bir aralık Venedik müttefikleri tarafından boğazı ve Osmanlı donanmasını kontrol için kullanılmıştır; Limni adasında üslenmiş olan Venedik donanmasının Midilli'ye karşı bir harekâta geçeceğini öğrenen Osmanlı Devleti, Kaptan Mahmut Paşa emrinde bir donanma göndermişti;Mahmut Paşa Gelibolu'da bâzı Venedik gemilerinin Bozcaada da demirleyerek boğazlara kadar gözcü gemiler göndermek suretiyle keşif yaptıklarını, Osmanlı donanmasının harekâtını izlediklerini haber alınca (1464) derhal adaya doğru yöneldi; Müsait rüzgârla şafak sökerken adaya vardı ve içindeki mürettebatı ile iki Venedik gemisini olduğu gibi ele geçirdi, fakat diğer iki gemi kaçmaya muvaffak oldu. Bu adanın Boğaz emniyeti için arz ettiği önemden dolayı müstahkem bir hale getirilmesine karar verdi; 1479'da bir kale yapılması kararlaştırıldığı gibi burada oturmak isteyenlerin tekâlif-i divaniyeden muaf tutulmaları da münasip görüldü. Bozcaada Gelibolu sancağına bağlı olup daha sonra onunla birlikte Kaptan Paşa eyâleti içinde mülâhaza edilmiştir. XVI. Yüzyıl ortalarında burada bir garnizon ve küçük bir hrıstiyan cemaat mevcut idi. Meselâ 1565'te yapılan bir kalenin cenkçi ihtiyacı Kavala, Limni ve Bozcaada' dan temin edilmiştir. Kaledeki muhafız kadrolarının (gedikler) yaşlı,güçsüz ve işe yaramayan kimselere verilmemesine dikkat edilmekte idi. 1602 tarihli bir belgeden öğrenildiğine göre Bozcaada da bir kadı mevcut idi. XVI. yüzyılın sonlarında adanın nüfus durumu hakkında bilgi mevcuttur. III. Mehmet devrine ait bir tapu defterine göre Bozcaada padişah hasları arasında olup ada da beş küçük mahalle halinde 242 Hıristiyan hanesi oturmakta idi; müstahfız olarak 37 nefer olup ayrıca 18 Müslüman hanesi mevcuttur; müstahfızlarında aileleri ile birlikte olduğu muhakkaktır. Kanuni devrine ait bir diğer tapu-tahrir defterinde bu sayının daha düşük olduğu görülmektedir; buna göre adada 63 Hıristiyan, 18 Müslüman hanesi vardı.1646'da adadaki muhafızlar 73 neferden ibaretti.1676'da Kalede 40 topçu, 20 Cebeci vardı.Kale dizdarları bu neferlerden boşalan kadroları ehil kimseleri tayin ettirmek suretiyle tamamlarlardı. Girit savaşları dolayısıyla Venedik ile yapılan mücadele Osmanlı donanmasının başarısızlığı sebebiyle Çanakkale boğazı civarına sıçramıştı. Ada muhafızı Vezir Abaza Ahmet Paşa'nın asker hususunda tedbirsiz ve basiretsiz davranması bu müstahkem kalenin ve adanın muhasarasının daha dokuzuncu gününde 13 Temmuz 1656 (20 Ramazan 1066) da Venedik eline geçmesine sebep oldu. Fakat Venedikliler adayı bir yıl bile muhafaza edemediler. Köprülü Mehmet Paşa'nın sadarete getirilmesiyle birlikte Osmanlı Devleti Bozcaada'nın geri alınması için derhal harekete geçti. Kurt Paşa emrinde 5000 muharip 25 Ağustos 1657'de adanın Değirmendere arkasındaki Kemer-deresi mevkiinde karaya çıkarıldı.; Gözcü tepesi (Göztepe) üzerinde metrisler açıldıktan sonra, 28 Ağustosta adanın güneyinde Tekfur bahçesi mevkiinde kaleden üzerlerine gelen büyük bir müfrezeyi mâğlup edip 500 kişi kılıçtan geçirilip 200 kişide esir alınmıştı; Köprülü askeri teşvik sadedinde yardımdan hâlî kalmayarak iki top ve 500 askeri adadaki Osmanlı askerini takviye için gönderdi. Nihayet kaledeki Venedikliler muhasaranın altıncı gününde kale duvarlarını lâğım ile atıp, 36 veya 47 topu birkaç gün faaliyetten alıkoyacak şekilde çiviledikten sonra ada halkını erzak ve mallarını alarak 30 Ağustos 1657 gemiler binip adayı terk ettiler. Sadrazam ve Serdar-ı Ekrem Köprülü Mehmet Paşa Bobcaada'ya gelerek kalenin yıkılmış, harap edilmiş yerlerinin tamiri edilmesi için bizzat emir verdi ayrıca kasabada gerekli tamir ve imar yaptırdığı gibi ibadet yerlerini de tamir ettirdi; kendi parasıyla hayli imar ve hayır eserleri vücuda getirdi ki çağdaş kaynaklarda zikredilmemesine rağmen adı ile anılan câmii bu arada yaptırmıştır. Bozcaada 5 Temmuz 1697'de Kaptan-ı Derya Mezemorta Hüseyin Paşa'nın Venedik amirali A.Molino idaresindeki Venedik donanmasına karşı kazanılan bir Türk deniz zaferine şahit olmuştur ki tarihte ismi Bozcaada deniz savaşı diye anılır. . Bu mücadele de Kaptan-ı Derya Hüseyin paşa donanmasını Venedik ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Bu mücadelelerden sonra adada 1911-1912 yılına kadar önemli bir mücadele meydana gelmemiştir. Gelen yabancı elçiler Bozcaada'ya kendi gemileriyle gelirler, burada Osmanlı çekdirileri ile İstanbul'a götürülürlerdi. XVIII. yüzyıl başlarında Mora seferi ile başlayan Osmanlı - Venedik harbinde Bozcaada ve limni önlerinde 1717 Haziranının 12,13 ve 16 ncı günlerinde yapılan deniz savaşlarında Venedik donanması başarısızlığa uğratılmıştır. XIX. Yüzyılda Boğazlar meselesinin milletlerarası siyasette gittikçe önem kazanması sebebiyle Bozcaada önemli olaylara sahne oldu. 1807 yılında Osmanlı Devleti nezdinde bâzı diplomatik baskılar yapmak üzere adada bir İngiliz donanması bekliyordu. O sırada İngilizlerle müttefiken hareket eden Rus donanması Akdeniz'e gelerek Bozcaada önüne demirlemiş ve boğazı abluka etmişti; Rus donanmasına hücum ederek boğazı açma görevi Kaptan-ı Derya Seyit Ali Paşa'ya verildi. Seyit Ali Paşa 19 Haziran 1807'de Çanakkale'den çıkarak Rus donanmasına hücum etti; cereyan eden kanlı deniz savaşında her iki taraftan özellikle Rusları zayiatı fazla olmuş fakat galip ve mâğlup belli olmamıştı.Daha sonra adalarda Yunan korsanlarının faaliyeti artmış ve hattâ Bozcaada havalisinde dahi bu faaliyet tesirini göstermişti.Bu gibi sebeplerle Bozcaada II.Mahmut devrinde tahkim edilmiştir. Hattâ ayrı olarak Bozcaada muhafızlığı tesis edilmiş ve buraya paşa unvanına sahip kumandanlar tâyin edilmiştir; buna dair bir tayin XVIII. yüzyılda yapılmış olup tâyin edilen "Bozcaada Sahilleri Muhafızı" unvanını taşımakta idi. Bozcaada muhafızlığı XIX. yüzyılda önemli bir askeri mevki idi. 1911 Trablusgarb savaşı ile adada yeniden mücadele başlamıştır. İtalya isteklerini kabul ettirmek için Bozcaada'yı işgal etmiştir. Osmanlı İtalya ile barışı sağladıktan hemen sonra bu kez de Balkan savaşları meydana gelmiştir. Bundan sonra İtalyanlar adayı Yunanlılara bıraktı ve ada bundan sonra 12 yıl Yunan hakimiyetinde kalacaktır. Bozcaada' yı 1. Dünya savaşında müttefikler boğazları tutmak için üst olarak kullanmışlardır. Milli Mücadele döneminde Yunan işgalinde kalan ada 24 Temmuz 1923' de Lozan anlaşması ile Türkiye Cumhuriyetine geçmiştir. Bozcaada Birinci Dünya Savaşını takip eden yıllarda memleketin diğer yerleri gibi tehlikeli ve endişeli günler yaşamış ve nihayet 20 Eylül 1923'te kurtulmuştur. Bu gün, adanın kurtuluş günü olarak kutlanmakta olup hâtırasına adada mütevazı bir anıt da dikilmiştir.

Bozcaada Coğrafi Özellikleri

Bozcaadanın Coğrafi Özellikleri Tags: bozcaada coğrafya

Bozcaada, Ege Denizi'nin kuzey-doğusunda, Çanakkale Boğazının 12 deniz mili güneyinde yer almaktadır. Çanakkale Merkez ilçesine 25 deniz mili, Gökçeadaya 17 deniz mili, Limni adasına 26 deniz mili, Midilli adasına 27 deniz mili, Anadoluya ulaşım Çanakkale Ezine ilçesi Geyikli Yükyeri iskelesine 4 deniz mili uzaklıktadır. Bozcaadanın çevresi 38 kilometre olup yüzölçümü 36.67 kilometre kare'dir. Ada çevresinde irili ufaklı 17 küçük adacık dahil edildiğinde toplam yüzölçümü 37.6 kilometre kare'dir. Tavşan adası ve Mavriya adası olarak bilinen adacıklardan en büyüğü 800 dönümdür. Bozcaada yeryüzü şekilleri bakımından alçak olup en yüksek tepesi olan Göztepenin rakımı 192m'dir. Su kaynakları bakımından çok zengin olmayan bozcaada da kışın akan birçok dere yazın kurumaktadır. Çeşitli koy ve burunlar Adaya özgü yer şekilleridir. Bozcaada'da 12 koy ve 12 burun ve kuzey kısmında uzun kumsallar bulunmaktadır. Bozcaada iklimi Akdeniz iklimi etkisi altındadır. Yazlar serin ve kurak, kışlar ılık ve az yağışlı geçer. Sert poyrazın olduğu zamanlarda serin olduğu gibi sıcak lodos rüzgarları da esmektedir. Rüzgar, enerji santraline uygun oluğu için polente fenerinin bulunduğu mevkiiye Rüzgar enerji santrali kurulmuştur. İç kısımlarda ormanlık alan olsa da önemli denilecek büyüklükte üzüm bağları bulunmaktadır. Akdeniz bitki örtüsü maki ve çalılar çokça görülmektedir. Yapılan araştırmalarda 65 familyaya ait 437 tür bitki çeşidi bulunmaktadır.

Bozcaada Mimari Özellikleri

Bozcaada yapı mimari özellikleri etiket: bozcaada mimarisi

Genel olarak Bozcaada mimarisine baktığımızda, Türk ve Rum kültürlerinin izlerine rastlarız. Bozcaada mimari önceleri kasaba merkezini Rum ve Türk Mahallesi olarak ikiye ayıran derenin yerine günümüzde Çınar Çarşı Caddesi bulunmaktadır. Ada merkezi şu anda Cumhuriyet (Rum) ve Alaybey (Türk) Mahallesi diye iki mahalleden oluşmaktadır. Cumhuriyet Mahallesinde Rum, Alaybey Mahallesinde Türk mimarisine ait izler taşıyan yapılar mevcuttur.bozcaada mimarisi Rum ve Türk mimarisinde genel olarak yapı özellikleri birbirine benzese de işlev olarak farklar vardır. Yapı cinsi kagir ve ahşap karkas yapılardan oluşmaktadır. Genelde alt kat kagir, üst kat ahşap yada tamamı kagir yapılardır. Rum Mahallesinde evlerin bodrumları vardır. Mutfak, banyo, çamaşırlık burada bulunur. Pencereler yüksek ve geniş, genelde kepenklidir. Üst katlar ahşap, yüksek pencereli, kepenklidir. Kapılar yine yüksek, çift kanat ve pencerelidir. Türk evlerinden farklı olarak bazı evler balkonludur. Birçok evin ve Bozcaada Konaklama Yerleri “mağaza” adı verilen binaya bitişik, yüksek duvarlı yapıları bulunmaktadır. Bunlar şarap imalatı ve muhafazası yanı sıra kışlık erzakların depolandığı yerlerdir. Türk Mahallesinde alt katlar biraz daha yüksek ve dar pencerelidir. Bunun sebebi alt katın erzak deposu yada “taşlık” olarak kullanılmasıdır. Evlerin avlularında genelde üstü toprak damla örtülü mutfak ve çamaşırlık vardır. Evin içinde yerli dolaplar, gusülhaneler, ahşap tavanlar bulunur. Tuvalet avludadır. Çatıları alaturka kiremitli ve kirpi saçaklıdır. Zaman içerisinde değişen ihtiyaçlar ve yenilikler sonucunda, günümüzde bu sayılan özellikleri bir arada koruyabilmiş çok az örnek kalmıştır. Rum Mahallesinde sokaklar genelde grid sistem denilen genişçe ve birbirini dik kesen yapıdayken, Türk Mahallesinde sokaklar dar ve girifttir. Bozcaada mimarisi Sosyal ve dini yapılar da mahallelere göre dağılmıştır. Kilise ve küçük şapel gibi yapılar Cumhuriyet Mahallesinde, cami, hamam, çeşme, namazgah gibi Türk kültürüne özgü yapılar Alaybey Mahallesindedir. Bozcaada Merkez dışında konumlanmış olan bağ evleri, eskiden yaz süresince bağlarda kalan insanların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yapılanmıştır. Odalar, mutfak ve ahırdan oluşmaktadır. İki katlılarına “kule”, tek katlı olanlarına “dam” denilmektedir.

Bozcaada Kültürü

Bozcaada Kültürel özellikleri Bağcılık, Şarapçılık, Balıkçılık, etiket: bozcaada bağcılık, bozcaada balıkçılık, bozcaada şarapçılık

Ada Kültürünü BAĞCILIK,ŞARAPCILIK VE BALIKCILIK olarak üç bölümde ele alırsak, bu üç faktörün Ada'nın temel taşları olduğunun farkına varabiliiriz.

*BAĞCILIK Ege adasına armağanı olan kuzeyden esen rüzgarlar, adayı bağcılık yapmak için ideal bir ortam haline getirdigini görüyoruz. Sanki adanın kendine özgü iklimi ve toprak yapısı yine kendine en uygun bitkiyi seçmiştir.Ada genelde kurak. Ama Dünyaca ünlü üzümler bu nemli rüzgarla beslenip lezzetini buluyor. Bozcaada'da bağcılık, adının tarihi kadar eski. Evliya Çelebi ünlü seyehatnamesinde Bozcaada'dan söz ederken; Dünyanın en güzel çavuş üzümlerinin yetiştiği yer olarak tanımlıyor.

*ŞARAPÇILIK Bozcaada’da şarapçılık çok eski zamanlardan beri yapılmaktadır. Bozcaada’da ilk şarap üretimi Rumlar tarafından yapılmıştır. 1925 yılına kadar Türkler üzüm yetiştirmişler ancak şarap üretiminden uzak durmuşlardır. Bu yıldan sonra Türkler şarap işiyle ilgilenmeye başlamışlardır. 1960 – 1980 yılları arasında Bozcaada’da irili ufaklı 13 şarap imalathanesinin bulunduğu görülmektedir. 1980’lerden sonra bir gerileme yaşansa da ,1998 yılı ile şarapçılık tekrar yükselişe geçmiştir. Bu yıl yapılan devlet yardımı ile şarap fabrikaları modernizasyonlarını gerçekleştirerek daha kaliteli şarap üretmeye başlamışlardır.

*BALIKÇILIK Ada ekonomisini etkileyen etkenlerden biride Balıkçılıktır. Konumu itibariyle Karadeniz,Ege ve Marmara denizinin balıklarını bulmak mümkündür.Agustos ayında sardalya ve eylül aylarında ise kalamarla başlıyor, Ada da balıkcılık mevsimi. Ada da bulunan diger balık çeşitleri;Sinarit, mercan, karagöz, uskumru, sardalya, çupra, levrek, kupa vb. Gercekten cok balık yakalanıyor ve Ada da 50-60 kadar aile balıkçılıkla geçimini sağlıyor.